HaberDelisi

'Bunlar vatana ihanet ediyorlar'

Ekonomi Haber - 'Bunlar vatana ihanet ediyorlar'
Okunma: [ 295 ]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri hala 'IMF ile anlaşma yapın, borç alın, ekonomik ve siyasi bakımdan yeniden bu kurumun kontrolüne girin' diye bas bas bağırabiliyor. Bunlar vatana ihanet ediyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 5. Türkiye İnovasyon Haftası etkinliğinde, İnovalig Ödülleri'ni kazanan kişileri, kuruluşları, firmaları tebrik etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan 3,5 yıldan fazla zaman geçmiş, birileri hala 'IMF ile anlaşma yapın, borç alın, ekonomik ve siyasi bakımdan yeniden bu kurumun kontrolüne girin' diye bas bas bağırabiliyor. Bunlar vatana ihanet ediyorlar. Niye biz IMF'den borç alacağız ki? Bizim böyle bir derdimiz yok. Türkiye artık ayakları üzerinde duran bir ülkedir" dedi."MİLLİ PARA KARARIMIZ BAŞKA ÜLKENİN ALEYHİNE DEĞİL"Finans sektörü denilince akla hemen son günlerdeki kur dalgalanmalarının geldiğini vurgulayan Erdoğan, "Bazıları döviz kurunun artmasının arkasındaki gerçekleri, oynanan oyunları, kimlerin bunu niye yaptığını görmek istemiyor. Döviz yerine milli paramızı kullanma kararımız, bir başka ülkenin ekonomisi aleyhine bir faaliyet asla değildir. Biz kendi ülkemizle birlikte dünyanın her köşesindeki insanların da refah ve huzur içinde yaşamasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sırasında etkinliğe turkuvaz renkli tişörtlerle katılan, 140 üniversiteden 2 bin İNOVATİM üyesine seslenerek, "Şimdi turkuvaz gençliğini karşımda görünce gönlüm açılıyor. Çünkü turkuvaz bizim milli rengimizdir, bizimdir. Şöyle lügatte de ansiklopedide de şöyle bir turkuvazın neler getirip götürdüğünü bir incelerseniz, nasıl bir gönül huzuru sağladığını da orada ayrıca görürsünüz. Turkuvazın bir de bu özelliği var. Kırmızıyla arasındaki fark budur, onu da söyleyeyim" dedi."AR-GE HARCAMALARIMIZ YÜKSELDİ"Son dönemde kat edilen mesafenin hiç de küçümsenemeyecek seviyede olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:"Örneğin, 2001'de 76 bin olan Ar-Ge insan kaynağı sayımız, 2016 itibarıyla 224 bini geçti. Yine 2001'de yüzde 0,54 olan Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılamız içindeki payı, 2016'da yıllık 20 milyar lirayı aşarak yüzde 1,06 seviyesine yükseldi. Yeterli değil. Hedef, yüzde 3. Bunu başarmamız lazım. 2002-2015 arasındaki yerli patent başvuru sayısı 37 bini geride bıraktı. Geçtiğimiz yıl itibarıyla imalat sanayindeki girişimlerin yüzde 55'i, hizmet sektörünün ise yüzde 47'si yenilikçi faaliyetler yürütür hale geldi. Küresel inovasyon endeksinde 128 ülke içinde 42. sıraya yükselmiş bulunuyoruz ama endüstriyel tasarım alt başlığında Çin, İtalya ve Kore ile birlikte ilk sırada bulunuyoruz. Tüm bu gelişmelerin olumlu neticelerini büyüyen ekonomimiz ve artan ticaret hacmimiz üzerinde görmeyi ümit ediyoruz. Türkiye İnovasyon Haftası'nı bu bakımdan geldiğimiz yerin ve hedeflerimizin muhasebesini yapmamıza vesile olacak bir etkinlik haline de dönüştürmeliyiz. Cumhurbaşkanı olarak bu doğrultuda yapacağımız tüm çalışmalarda desteğimin yanınızda olduğunu bilmenizi özellikle istiyorum.""GİRİŞİMCİNİN DÜNYA İLE REKABETTE GÜCÜNÜN ARTMASINI İSTİYORUZ"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünyada, reel sektörün hasmı olarak gördüğü kurun da faizlerin de yükselmesine karşı olduklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Çünkü biz yatırım istiyoruz. Biz istihdamın artmasını istiyoruz. Biz üretim istiyoruz. Biz ülkemizdeki yatırımcının, girişimcinin dünya ile rekabette gücünün artmasını istiyoruz. Bunun için içeride kendi milli paramızı, dış ticarette muhataplarımızın milli parasını kullanma kararı aldık. İşte Rusya ile görüştük, yaklaşık 1-1,5 yıl oluyor, dedik ki 'Biz sizden ne alıyorsak Rus rublesiyle alalım.' İran'la konuştuk, 'Sizin paranızla alalım.' O zaman dinardı, şimdi onlar da kendi öz paralarına geçiyorlar. Çin aynı şekilde, 'Siz de bizden ne alıyorsanız Türk Lirası'yla alın.' Mutabık kaldık ve Merkez Bankalarımıza da talimatı verdik. Çünkü paradan para kazanan, bunu insanların kahir ekseriyetinin işini, aşını kaybetmesi pahasına yapan anlayışı doğru bulmuyoruz. İnovasyonu mümkün kılan zihniyetle de işte burada buluşuyoruz. İnovasyon, dar bir azınlığın refahı için paradan para kazanmaya da hiçbir şey üretmeden para kazanmaya da karşıdır, karşı olmalıdır. Bu yöntemle para kazanmak, üretimle fayda sağlamakla huzuru ve refahı öne çıkarmakla mümkündür. En azından biz öyle görüyoruz.""BİZE DİZ ÇÖKTÜRMEYE ÇALIŞTILAR"Türkiye'nin 14 yılda elde ettiği başarılarla yenilikçiliğin faydalarını gördüğünü, bu lezzeti tattığını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Buna karşılık son 3 yılımız yenilikçilik yolunda harcamamız gereken zamanı ve enerjiyi farklı konulara yöneltmeye zorlandığımız bir dönem oldu. Faizlerden vadelere, dış ticaretten yatırımlara, milli gelirden ticarete kadar her alanda cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığımız 2013-2014 yılları aynı zamanda istikrar ve güven ortamımıza yönelik en büyük saldırıların da başladığı dönemdir. Şundan emin olunuz, Türkiye şayet, Gezi olaylarını, FETÖ'nün 17-25 Aralık emniyet-yargı ve 15 Temmuz silahlı darbe girişimlerini, PKK ve DEAŞ örgütlerinin kanlı eylemlerini yaşamamış olsaydı, bugün çok başka bir noktada bulunacaktı. 800 milyar doları aşan milli gelirimiz, trilyon dolara dayanmış olacaktı. 410 milyar doları bulan dış ticaretimiz 600 milyar dolarlara yaklaşacaktı. Düşen petrol fiyatlarının etkisiyle dış ticaret açığımız azalacak, yatırım imkanlarımız artacaktı. Büyüme oranlarımız yüzde 6-7'lerden aşağı düşmeyecekti. Faiz oranları biliyorsunuz 4,6'ya kadar düşmüştü, yüzde 3'lere gerileyecekti. Enflasyon bu rakamın da altına inecekti. Bu verilerin sağladığı güç ve imkanla Suriye ve Irak'ta çok daha etkin bir politika izleme imkanına sahip olacaktık. Fakat çok açık, çok kirli, çok sinsi bir dizi oyunla elimizi, kolumuzu bağlamaya, bize diz çöktürmeye çalıştılar.""BEN BUNA SİYASİ İNOVASYON DİYORUM"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz sürecinde NATO ve Avrupa Birliği'nin yaklaşımına da değinerek, şunları kaydetti:"NATO'nun bir komutanı, Türkiye'de darbe yapmaya kalkıştıkları için görevden alınan, tutuklanan subayların yasını tuttuğunu açıkça söyleyebiliyor. Avrupa Birliği'nin siyasetçileri ve bürokratları kendi değerlerine, kendi ilkelerine sırtlarını dönme pahasına Türkiye'ye ayar vermeye çalışıyor. Pek çok yerde başka ülkeler söz konusu olduğunda asla öne sürülmeyen kriterler, ölçüler, çıtalar sıra bize geldiğinde bir anda ortaya konulabiliyor. Daha açık bir ifadeyle Türkiye'nin geldiği noktadan ve ulaşmak istediği yerden rahatsız olanlar, bu duygularını ve niyetlerini saklayamıyor, bir şekilde bunu ifade ediyorlar. Biz ne olup bittiğini gayet iyi biliyoruz. Bu meselelerle uğraşırken, daha önceki başarılarımızı nasıl elde ettiğimizi unutmuş değiliz. Hem krizlerle mücadele edecek hem kalkınmamızı, büyümemizi sürdürecek hedeflerimize doğru yürüyüşümüzü kesintiye uğratmayacak bir yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Peki ben buna ne diyorum? Gençler ben buna 'siyasi inovasyon' diyorum, bunun farkı bu.""TÜRKİYE ARTIK AYAKLARI ÜZERİNDE DURAN BİR ÜLKEDİR"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IMF'ye olan borcu 2013'te sıfırladıklarını hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:"Bu kurumla olan ilişkilerimizde yeni bir döneme girdik. Şimdi onlar bizden borç istiyor. '5 milyar dolar verir misiniz?' diye. 'Verebiliriz' dedik. Bakın nereden nereye geldik. Göreve geldiğimizde IMF'ye borcumuz 22,5 milyar dolardı. Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. IMF sıfırlandı, hamdolsun Merkez Bankamız da artık çok daha güçlü bir şekilde ayakları üzerinde rahat rahat duruyor. Aradan 3,5 yıldan fazla zaman geçmiş, birileri hala 'IMF ile anlaşma yapın, borç alın, ekonomik ve siyasi bakımdan yeniden bu kurumun kontrolüne girin.' diye bas bas bağırabiliyor. Bunlar vatana ihanet ediyorlar. Niye IMF'den borç alacağız, bizim böyle bir derdimiz yok. Türkiye artık ayakları üzerinde duran bir ülkedir. Biz şu anda dünyanın en az gelişmiş ülkelerine, birinci sırada ABD'nin yardım ettiği, ikinci sırada bizim yer aldığımız, üçüncü sırada İngiltere'nin yer aldığı bir dönem durumundayız. Eğer bunu milli gelire göre hesap ederseniz biz birinci sıradayız, bu noktadayız. Çünkü biz 'Veren el alan elden hayırlıdır.' diye buna inanmışız. Onun için de en az gelişmiş ülkelere yardımlarımızı sürekli devam ettiriyoruz."