Miliyet yazarı Güneri Civaoğlu, olayların arkasında Hakan Fidan'ı MİT'in başında istemeyen İsrail'in olabileceğini yazdı.
İsrail'in Davos'un intikamı ve Fidan'ın 'İran'a yakın' olduğu iddiasıyla fitili ateşlediği iddia ediliyor. Oslo görüşmelerinde başka ses kasetlerinin olduğu ve piyasaya sürülmesi halinde kıyametin kopacağı seslendirliyor.
KCK soruşturması kapsasında MİT'in önemli isimlerinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasının yankıları sürüyor. Devlet içindeki hesaplaşmaya ilişkin türlü senaryolar dile getiriliyor. Yargı ve hükümetin karşılıklı hamlelerle restleşiyorlar. Ankara'yı birbirine katan bu kapışmaya neden olan güçler kim? Kamuoyu bu sorunun cevabını arıyor.
Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu, "senaryonuzu siz seçin" başlıklı köşesinde dillendirilen komplo teorilerini yazdı. Yazar olayda İsrail parmağı olabileceğine ilişkin bir yazı kaleme aldı. Civaoğlu'na göre Oslo görüşmelerine ilişkin 12 ses kasetleri kıyametleri kopartabilir. Sözü daha fazla uzatmıyor ve yazara kulak veriyoruz:
RİVAYET MUHTELİF
TEORİLER uçuşmakta.
“Cemaat - hükümet yol ayrımı” bunlardan en çok vurgulananı...
Polis hükümete karşı...
“Burada savcılığa çağırılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve eski müsteşar ile yardımcısı burada oyunun yardımcı aktörleri” söylemleri yoğun.
“MİT doğrudan Başbakan Erdoğan’a bağlı. MİT Müsteşarı’na görev talimatlarını veren Başbakan Erdoğan. O halde bu yol Hakan Fidan üzerinden Başbakan Erdoğan’a kadar uzanır” gibi uzun menzilli atışlar da yapılmakta.
İSRAİL PARMAĞI İDDİALARI
UFUK çizgisi daha uzaklarda, “sınır tanımayan komplo teorisyenleri” de var.
Kuşkuların odağına İsrail konulmakta.
Kandil, Oslo’daki “MİT - PKK” gizli görüşmeleri ses bandını nereye dayanarak ya da nerenin verdiği işaret üzerine sızdırdı?
Erdoğan ile Davos rövanşından öte bu iktidarın gücünü budayacak siyaset patlaması için fünye İsrail’de çekildi gibi yorumlar yapılıyor.
1990’lı yılların sonunda Ecevit’in DSP’sini iktidar yapan oy rüzgârı Abdullah Öcalan’ın yakalanıp, İmralı’ya paketlenmesi ile esmişti. Yoksa DSP barajı aşsa bayram ederdi.
Yüzde 50’nin üzerinde desteğe sahip Erdoğan’ın AK Parti’sinin büyük oy kaybı da ekseni Abdullah Öcalan olan bir fırtına ile yaşanabilir.
Türkiye insanının PKK konusunda sinir uçları açıktır bu soruna, tepki esneklik katsayısı yüksektir.
İkidar yapan PKK faktörü, neden iktidar bozmasın?
Kanlı örgüt PKK ile -kamuoyundan gizleyerek- kendi yakınlarına ve MİT’e görüşme talimatı verdiği, çok sayıda gizli görüşme yapıldığı, ses kayıtlarıyla ortaya çıkarsa AK Parti’nin suyu kaynar, imajı birkaç beden küçülür. Abdullah Öcalan’ın Afrika’daki yerini bulan ve bildiren İsrail’di, Oslo ses kayıtlarını sızdıranın da İsrail olması çok mümkün...
ULUDERE VE FİDAN ALERJİSİ
KOMPLO teorisyenleri “Uludere faciasını” da sahneye taşıyor.
“İnsansız uçak Heronların aldığı görüntüler İsrail’de değerlendirilmiyor mu?
Kaçakçıların, sınırı geçmek üzere PKK’lılar olduğu bilgisi -çarpıtılmış istihbarat- olarak Ankara’ya geçilmiş olamaz mı?”
İsrail’in doğrudan Hakan Fidan’a alerjisi de iddiaları kuvvetlendirmek için kullanılmakta.
Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı’na getiriliş sürecinde İsrail’in ona karşı “İran’a yakındır” iddiaları anımsanıyor.
....................
Bütün bunlar için ne “doğrudur” denebilir, ne de “tümüyle gerçek dışı...”
Döner sahnede birbirinden farklı oyunlar perde açmış bulunmakta.
Tek bir senaryo değil “senaryolar” sahnelenmekte.
....................
Böyle kapışmanın olduğu satranç tahtalarında oyun “pata” bırakılmaz.
Artçı deprem gibi gelecek, belki bunu da aşacak büyüklükte sarsıntılar olacağını sezmek için “siyaset kâhinliğine” soyunmaya gerek yok.
Her şey bir yana bir KCK evinde bulunan gizli Oslo görüşmeleri yüklü diğer 12 ses kaseti sızdığında yeni “kıyametler” kopabilir.
Yorumlar
M.SALİH ÖZBEY
11.02.2012 16:45:38
CUMHURİYETİN SAVCISI
BÖYLE OLMALI!
Epey zamandan beri merak ediyorduk,
Savcıların arasında gerçekten Cumhuriyet savcıları kaldı diye?
Başkalarını bilmem ama ben gerçekten umudumu bayağı kaybetmiştim!
Cumhuriyetin savcıları, Ergenekon, bayloz, KCK savcılar sıfatlarla anılıyor, Hukuk F tipi olduğu tüm çirkefliği ile sergileniyordu!
Dün ODV TV de “Zir ve Gölbaşında” çıkan mühimmatlarla ve diğer suçlamalarla ilgili olarak Yarbay Mustafa Dönmezin,”savunmasını” okuyunca, gerçekten şoka oldum!
Cumhuriyetin savcıları nasıl bu hale getirildi diye?
ASRIN SAVCISI;
Sadrettin Sarıkaya!
Evet, yüz yılın savcısı bence, Sadrettin Sarıkayadır!
Yüz yılın despotu, AKP iktidarının başına ve onun atadığı, en önemli kurum olan MİT müsteşarına karşı başladığı hukuk mücadelesinde gösterdiği cesaret her Allahın kuluna nasip olmaz her halde!
Evet, bu bir hukuk mücadelesidir…
Hem de çok kutsal bir hukuk mücadelesi…
Vatanı bölmek isteyenlere karşı başlatılan hukuk savaşı!
İktidarın başının, ülkeyi kendi hain emellerine karşı yönetme keyfiliğini dizginleme savaşıdır, Cumhuriyetin Savcısı, Sadrettin Sarıkaya’nın başlattığı soruşturma!
İKTİDARA,
VATANI PARÇALA YETKİSİ VERİLMEDİ…
Mit Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer mensuplarının, ifadeye çağırılmasının sebebi, PKK- OSLO görüşmeleri ile MİT’in KCK içine soktuğu “Muhbirlerinin” kanlı eylemlere katılmaları olarak özetlenecek konuları içerdiği görülüyor!
Yani
İbrahim Tatlıses karşı girişilen suikast Silahını MİT’in temin edip elemanları verip “Suikast” yapılması hangi amaca yönelik olur ve ,”Hukuk devletinde nasıl izah edilir?
Böyle demokrasi olur mu?
ŞİMDİ ULUYANLAR,
DAHA ÖNCEKİ NEREDEYDİLER?
Erzincan savcısı ilhan Cihaner’ in
İsmailağa cemaati ve fetullahçılarla başlatılan soruşturma ile ilgili olarak, Erzincan MİT bölge müdürü ve yardımcısı, o zamanki,MİT müsteşarı, Emre Taner’in yazılı ikazına rağmen , MİT binasında “arama” yapılıp,
MİT mensupları “tutuklanmıştı”…
MİT mensubu, Kâşif Kozinoğlu, Afganistan’dan apar topar getirtilip, Silivri zindanlarına gönderilirken, “Başbakandan” izin istenmedi!
Şimdi bir savcıya mı teslim olacağız diye uluyanlar, o zamanlar neredeydi?
Amaç hukuk ve kurumları korumak idiyse, Başbakan yardımcıları, neden, MİT müsteşarı ve diğer elemenlerının”sogulanmalarını “anlamamakla” ısrar ediyorlar!
YARATIKLARI CANAVAR KENDİLERİNE DÖNÜNCE!
Daha önce, Gece yarısı, hukuk guguk yapılarak, evlerinden alınlarla ilgili gıkını çıkarmayanlar, Özel Yetkili savcılardan bir “görevini” yapması neden tepki gösteriyor acep?
Çok demokratlar da ondan mı?
Yoksa çok sahtekâr, dönek ve ikiyüzlü ve de Cumhuriyet düşmanı oldukları için mi?
Cevaba gerek var mı?
Aslında,
Olay her hukuk devletinde ”demokrasi” ile idare edilen ülkelerde olağan bir uygulamadır!
Cumhuriyeti savcısı hukuku işleterek, Ülkede terörün, devletin kurumları tarafından nasıl organize edilerek, insanların ölümüne, yaralanmasına sebebiyet verebilir diye soruyor!
Suç mu işliyor?
Hani anaların gözyaşları dinsin deniyordu?
Dökülen kanların anaları babaları yok muydu?
Oslo da yapılan görüşmeler sürecinde, PKK ve KCK itleri kaç insanımızın kanına girdi
BİR GÜNDE 40 ŞEHİT…
Hangi devlet ve de millet, bir günde 40 evladını “toprağa” verirken,
Devletin güvenliğini korumak kollamakla görevli, Kurumların kendisine “ihanet” ettiğini kabul eder?
Haydi, milleti haberi olmadı doğal olarak, Cumhuriyetin savcısı olanların ”Vicdanları” nasıl böylesi bir ihaneti görmezden gelebilir!
Vicdanları müsait olanlar ise, Beypazarı Hâkimi, Orhan Gazi Ertekin’in kitabında anlattığı gibi; Bir hâkimin” Ben şahsen Adalet Bakanlığı eşeği aday gösterse, eşeğe oy veririm. “
Dediği yargıçlar bu tür konularda vicdanları rahat olanlardır her halde?
İKTİDAR BU SAVCIYI YER!
Gelelim işin zırt dediği yere.
AKP iktidarına, dünyayı birkaç günde olsa dar etse de,
Cumhuriyetin yürekli ve vatansever Savcısı, Sadettin Sarıkaya’ yı bu iktidar yer!
Yemesini bırakın, lime lime ederler/ edecekler!
Deniz Feneri savcılarından beter olacak durumu!
Hak hukuk dinlemez bunlar!
Bakın iktidar yalakası, Yeni Şafak yazarı, bu gün ne yazmış!
“ Bu ülkeyi seçilmişler mi yönetecek yoksa savcılar mı" denildiğine şahit oldum.
İsrail'e "One Munite" çekmiş, Ergenekon'a, askere, muhtıralara boğun eğmemiş bir iktidar olarak, özel yetkili Cumhuriyet Savcılığına mı boyun eğeceğiz denildiğine tanık oldum”
Son söz:
Diyorum ki böylesi Cumhuriyetin gerçek(1) savcılarına sahip çıkalım…
Böylesi cesur savcıların harcanmasına seyirci kalmayalım…
*
YÜREKLİ BİR SAVCIDA,
BEŞİR ATALAYA LAZIM!
Yeri gelmişken söyleyelim.
Beşir Atalay, İçişleri bakanı olduğu dönemde, Güvenlik kuvvetlerinin, KCK operasyonlarını başlatılmasına, 2 ( İKİ) yıl mani olmuş!
Bu konuyu gündeme getiren kişi, kendisini ABD besleyip ve 657 sayılı devlet memuru, yani polis olmasına rağmen”Taraf” gazetesinde, Devlet aleyhine ve de TSK yıpratmak, aşağılamak ve de itibarsızlaştırmak için yazılar yazan, Emre(Emrullah) Uslu’ dur.
Söylemek zorundayım;
Nasıl olsa o iki yıl süresince, Şehit olan ya da sakat kalanların aileleri
Aldıkları iki kuruş yüzünden ses çıkaramıyor/Çıkaramıyorlar!
Hatta cumhurbaşkanı ve başbakanın, İftar sofralarında “Ziftlenip” arzı edem ediyorlar!
İşte o yüzden yürekli bir savcıda,
Beşir Atalay’a sormalı, KCK Operasyonlarını neden iki yıl erteledin!
Hiç vicdanın sızlamadı, körpecik ana kuzuları toprağa düşerken!
Bu nasıl ve insanlık ve de Müslümanlıktır diye…